18 Mayıs 2012 Cuma
herkes gider mersin'e, ben giderim tersine
Bir süredir (artık ne kadar süreyse, bakmaya üşendim) Twitter'da @MuzoChe olarak 140 karakterle 'diyeceklerimi' yazıya döküyorum ama baktım "yoğarkadaş böyle olmuyor" dükkanı kapattım. Amma velakin bünye alışmış "illa yazacak" ya, kendimi burada buluverdim.
Herkes'ler Blogdan Twitter'a akıp dururken, benim doğuştan ters bünyem de beni buraya fırlattı. Kabak gibi boş, kimsenin takip etmediği bir sayfaya yazmanın rahatlığını kullanacağım. Olur da bir gün okuyan 3-5 kişi olursa olur, olmazsa da açıkcası pek derdim değil. Ben nasılsa yazacaklarımdan, yazdığım anda kurtuluyorum, gerisi fasa fiso.
Hangi platformda yazarsa yazsın, bir şeyler "yazma zorunluluğu" hisseden herkesin; toplumda kendini ifade etmekle ilgili bir derdi vardır. Kitap yazanı da, makale-blog yazanı da, Facebook veya Twitter'da yazanı da özünde aynı halt bence. Söyleyeceğin bir şeyler varsa; ya içinde şişireceksin, ya konuşup birilerinin kafasını şişireceksin ya da yazacaksın "gönüllü" birileri okuyup şişecek. Yazmak, konuşmamak ama susmamaktır en nihayetinde.
İşin içinde, birini kazanmak veya kaybetmek kaygısı olduğunda, söylediklerinde özgür olamıyorsun. Herkesin kaybetmekten korktuğu veya karşısına almak istemediği birileri var, ki asıl bunlardır "bizi biz olmaktan alıkoyan." Twitter'daki anlık tepki (mention) anlık kayıp (unfollow) ve anlık beğeni (follow-RT) her ne kadar "ben bunları kaale almıyorum yha!" diyen olsa da, 'nazarımda' yazma özgürlüğünü kısıtlıyor. Sırf kimseyle "dalaşmak istemediğim" için yazamadığım şeyler varsa, demek ki özgür değilim.
Derdim hiçbir zaman beni 'çok kişinin' okuması olmadı ama birilerinin okumasını önemsedim. Anlayacaklarını düşünüp kendimi rahatlattım. Zaten "birileri okusun" derdim yoksa, niye yazdıklarımı paylaşayım; gider evdeki harita-metod defterime yazarım.
Ey okuyucu!.. Bu blogun sahibi, senden bir beğeni veya eleştiri beklememektedir. Ne takdirine ne de çemkirmene ihtiyacı vardır. Beğenirsen okursun, beğenmezsen okumazsın; zorla değil sevgili kardeşim. Söyleyeceğin birşeyler varsa, sen de git bir yerde dükkanını aç, istediğini yaz. Ben nasıl kapına dayanıp da söyleyeceklerimi dinlemen için seni zorlamıyorsam (ki onun için konuşmuyor-yazıyorum) sen de söyleyeceklerini "kapıma" dayanıp zorla dinletme.
Özetle şimdilik buralardayım gibi. Bazen içimde sıkışanları, bazen beğenilerimi, bazen eleştirilerimi, bazen de saçma sapan bir çok şeyleri... en çok da gündemden tahammül ötesini yazarım gibi geliyor.
Hele du bakali noolcek!..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder